|
KARMA İNANCI UYDURMA SAPKIN BİR İNANIŞTIR
Karma inancı, hinduzim, budizm, caynizm gibi uzak doğu dinlerinin birleşimi olan bir felsefedir. Bu inanışların görünürde ahlaki anlamda bazı olumlu özellikleri vardır. Ancak hükümleriyle genel olarak sapkın bir dindir. İnsanlığa huzur, barış, güven ve kardeşliği sağlaması mümkün değildir. Bu dinin hükümleri tam tersine insanı karmaşık bir karaktere sürüklemektedir.
Günümüzün insanı sıkan, bunalıma ve mutsuzluklara sürükleyen sorunları malumdur. İnsanlar sıkıntılarından uzaklaşmak, huzur bulmak için değişik yöntemlere başvurmaktadırlar. Bu yöntemlerden bazıları da karma inancının yoga, meditasyon benzeri ayinleridir. Bu değişik hal ve hareketler insanların ilgisini çekmekte, insanlar bu yöntemlerle gerçekten huzura kavuşacaklarını sanmaktadırlar. Ayrıca bu felsefeyi yaşayan insanların tavırları ve giyim tarzları da insanları değişik olduğu için etkilemektedir. Karma inancı Allah katından olmadığı için ne kadar güzel yönleri olsa da insanları gerçek kurtuluşa yönlendiremez.
Bir insanın kurallarını koyup herhangi bir fikir akımını ortaya atması çok kolaydır. İşte karma inancı da böyledir. Bu inancın Allah katından bir yol gösterici kitabı yoktur. Tamamen dayanaksız, akıl ve mantıktan uzak kurallardan meydana gelen bir felsefedir Karma. Akıl ile yaratılan insanın, hiçbir kanıtı olmayan bu dine uyması ne derece mantıklıdır?
Karma felsefesinin bir kolu olan reenkarnasyon ise ahiret ve kaderin varlığını redetmekte, ölümden sonra insanların başka bedenlerde ruh bulacağı inancını savunmaktadır. Bu felsefe bir tek uzak doğuda değil, dünyanın çeşitli yerlerinde de kabul görmektedir. Bu inacın da hiçbir ilahi kaynağı bulunmamaktadır. Bu yüzden yol gösterici, huzura ve mutluluğa kavuşturucu asla olamaz. Bazı insanların bu inancı benimsemelerinin nedeni ise, ölümü bir yokoluş olarak görmeleri yada ölümden sonra sonsuz ahiret hayatında cehennemle karşılık bulma ihtimallerinden korkmalarındandır. Oysa Rabbimiz Kuran’da insanların dünyaya imtihan için geldiklerini ve ölümle birlikte dünyadaki yaşam tarzlarına göre ahirette cennet veya cehennemde bulunacaklarını haber vermektedir. Ölümden sonra ise hiçbir şekilde geriye dönüş mümkün değildir.
“Yıkıma uğrattığımız bir ülkeye (tekrar dünya hayatı) imkansız (haram)dır; hiç şüphesiz onlar, (dünyaya) bir daha geri dönmeyecekler.” (Enbiya Suresi, 95)
Reenkarnasyon inancına göre dünyada iyilikte bulunan bir insan ölümden sonra bir daha ki yaşamında zengin, şöhret veya halkın önde gelen insanlarından biri olarak dünyada bulunacaktır. Yine dünyada kötülükte bulunan bir insan bir daha ki hayatına fakir, sakat veya bir hayvan olarak gelecektir. Bu anlayış ilk bakıldığında mantıklı gibi gelmektedir. İyiler ve kötüler hak ettikleri karşılığı görmektedirler. Ancak ahiretin varlığını inkar eden bu dinin Allah katından bir delili olmadığından tamamen insanların uydurduğu bir felsefedir. Peki bu inanca göre iyinin ve kötünün ne olduğuna kim karar vermektedir? Bu insanların bu düzenin tamamen kendiliğinden işlediğini sanacak kadar şuurları kapanmıştır.
Aslında bu din de kaynağını İslam ahlakından almıştır. Allah her dönem her kavme bir uyarıcı göndermiştir. Uzak doğudaki insanlara da uyarıcılar gelmiştir. Ancak bu insanlar kendilerine gelen dini tahrif etmiş, nefislerinden uydurdukları bazı hükümleri hak dinin içine katmışlardır. İnsanı Allah yaratmıştır ve nasıl yaşayacağını, ahlak kurallarının ne olduğunu, ölümden sonra ne olacağını da ancak O bildirir.
“Öyleyse sen yüzünü Allah'ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah'ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah'ın yaratışı için hiçbir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanların çoğu bilmezler.” (Rum Suresi, 30)
|